İstanbul tarihi yarımada rehberinin ikinci dizisine, Dikilitaş ile başlamadan olmaz.

İstanbul Tarihi Yarımada Rehberi #1

Sultanahmet meydanına gelen herkesin dikkatini en çok çeken, ve her gün binlerce turist tarafından ziyaret edilen alan şüphesiz Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş’ın olduğu alandır. Tarihi Yarımada’da gezilecek yerlerin en başında yer alan Sultanahmet Meydanı’nda sırasıyla incelediğimizde Dikilitaş’ın hikayesinin aslında Mısırda başladığını öğreniyoruz.

Mısır’da M.Ö 1500 yılında yer altı yatağında sessizce yatan Dikilitaş, hem onun ilk sahibi olan mısırlıların hem de onu getiren Romalıların çabasıyla Konstantipolis’e emanet edilmiştir. Bu taş hem hüküm, hem güç, hem de galibiyet demekti. Ancak bu taş binlerce yıldır ayakta olmasına rağmen bunu yapanlar ve Antik Mısır’dan İstanbul’a getirenler de getirenler de tarihten silinmiş olduğundan dolayı taş hakkında her zaman bir masalsı öyküyü fısıldar rüzgar size.

Dikilitaş’ın hemen yanıbaşında, ilk bakışta dikkat çekici bir yanı yokmuş gibi duran Yılan Sütun şeklinde üç demir parçasının burgu halinde bir araya gelmesiyle oluşturulmuş olan Yılan Sütun Sembolünü görebilirsiniz. Yılan Sütun sembolü ve diğer sembollerin gerçek yüzüne biraz zaman ayırıp, dikkatle bakıldığında hiç kuşkusuz bizleri binlerce yıllık bir geçmişe götürecektir.

Bu anıtın Pers saldırılarına karşı güçlerini birleştiren ve birlikte hareket ederek bu tarihi kenti savunan Yunan Şehir Devletlerinin birlikteliğini temsil ettiği tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Günümüze ulaşan bu anıt eserin ilk yapılış zamanındaki görüntüsü ile çok farklı olduğu bilinmektedir. Yılanların tümünün kafası zaman içerisinde yok olmuş ancak yapılan arkeolojik kazılar sonrası bir tanesi bulunmuş olup İstanbul arkeoloji Müzesinde ziyaretçilerini beklemektedir.

Meydanda ziyaretçilerini bekleyen bir diğer tarihi yapı olarak Örme Dikilitaş’ı söyleyebiliriz. 32 metrelik yüksekliği ile eski İstanbul’u ve tarihi yarımadanın hemen hemen her tarafını gören bu eser Rom ve Bizans İmparatorlukları zamanında yarışan atların dönme işareti olduğu söylenmektedir. Eser bir çok kez onarımdan geçirilmiş ve bir dönem bronzla kaplanmış olmasına rağmen Latin istilası sırasında işgalci güçler tarafından bu bronz kaplamalar sökülmüş ve bir daha bulunamamışlardır.

İstanbul Tarihi Yarımada Rehberi

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi, İstanbul Tarihi Yarımada’nın adeta kalbi olan Sultanahmet Meydanı’nın hemen kuzeyinde yer alıyor. Alman İmparatoru II. Wilhem’in, Osmanlılara yakınlaşması sonrasında Sultana ve İstanbul’a hediye etmiş olduğu Alman Çeşmesi‘dir. Meydandaki en yeni eser zarif mimarisi ve mozaiklerle dikkat çeker. Çeşme, Almanya’da yapılmış ve 1901’de İstanbul’daki yerine monte edilmiştir.

Sultanahmet ve civarında gezilmesi gereken yerler arasına Küçük Ayasofya Camii, Soğukçeşme Sokağı, Dede Efendi Evi ve Vakıflar Halı Müzesi gibi birbirinden güzel diğer mekanları da almanız, İstanbul Tarihi Yarımada ziyaretini daha anlamlı kılacaktır. Tüm bu eserleri gezdikten sonra Sultanahmet ve çevresinde sevdiklerinize, hediyelik eşya satın almak istiyorsanız, Sultanahmet en doğru yerdir.

Geleneksel hediyelik eşya ve takı ürünleri satan çok sayıda mağaza görebilirsiniz bu bölgede. Ayrıca seyyar satıcılar tarafından satılan ürünlere de ulşmanız hiç te zor değildir. Aldığınız hediyelik eşyalar ile bilikte meydanın yakınında konaklayabileceğiniz ve her bütçeye uygun pek çok otel, mıtel ve pansiyon mevcuttur. Meydanın her bir sokağında ve Beyazıt’a giden cadde boyunca yer alan kafe ve restoranlarda tamamen Türk ve dünya mutfağından lezzetleri tatmak mümkün. Günün yorgunluğunu atmak ve yemek için meşhur Sultanahmet Köftecisi ilk tercihiniz olabilir.

Sultanahmet En Uygun Oteller

Ayasofya

Ayasofya

Kubbeleri gökyüzünü delen ve dış görünüşü ile herkesi büyüleyen bu tarihi yapının dışı sizi aldatmasın. Çünkü yapının içerisinde göreceğiniz ince işçiliklerle bezenmiş olan ve her biri paha biçilemez eser kapsamında olan muhteşem ayrıntılar ziyaretçilerini Roma zamanına taşır. Roma imparatorları kendiden önceki diğer imparatorlardan daha büyük olduğunu göstermek için büyük yapılar yapmak istedkleri tarihi kayıtlardan ve günümüze ulaşan eserlerden bilinmektedir. Her imparator kendi büyüklüğünü göstermek ister. İşte Jüstinyanus Ayasofya’yı gerçekten tüm roma imparatorlarının eserlerini gölgede bırakacak kadar muhteşem bir eser olarak yaptırmıştır.

Mozaiklerine ve çağımız mimarisini bile hayrete düşüren büyüklükteki olağan üstü kubbesine hayran kalacağınız yapı, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı ve Yerebatan Sarnıcı’na birkaç adımlık mesafede yer alıyor. İmparator Jüstinyen’in emriyle inşa edilen Ayasofya, dünyadaki en önemli mimari yapılardan biri olarak kabul ediliyor. 10 bin işçi ve 100 ustanın yapımında çalıştığı yapı, dönemin en önemli iki mimarı tarafından tasarlanmıştır.

Ayasofya’nın heybetinin her bir açıdan farkına varacağınız en iyi yerler binanın üç tarafı boyunca uzanan galerileridir. Galerileri destekleyen ve Marmara Adası’nın beyaz mermerinden yapılmış olan sütunların üstündeki Bizans işi başlıklar, İmparator Jüstinyen ve eşi Theodera’nın isimleri ve unvanlarının baş harflerini taşıyor. Rampayı çıkıp galerileri gezmenin en büyüleyici yanı buradaki eşsiz mozaikler.

Ayasofya gezinizin bitiminde dışarı çıktığınız anda kendinizi o tarihlerden bugüne ışınlanmış olarak hissedebilirsiniz.

Şehre, tarihe, tarihi yarımadaya, kadim medeniyetlere açtığınız kapı zihninizde bir çok iz bırakacaktır. Ayasofya’nın devasa kapısından günümüze büyülenerek çıksanız da zihninizin bir yanı hep burada o kapının arkasında gördükleriniz de kalacaktır.

Ayasofya çevresindeki en önemli yapılardan bir başkası da “Sultan Türbeleri. Girişin hemen sağ tarafında orijinal olarak yapılan ama daha sonra Sultan I. Mustafa ve Sultan İbrahim’in türbeleri haline getirilen alanda Osmanlı Padişahları ve ailesinin bir çok ferdi yatmaktadır.

Aya İrini Kilisesi

Aya İrini Kilisesi

İstanbul’un günümüze ulaşan en eski kilisesi Aya İrini Kilisesidir. Topkapı Sarayı’nın dış avlusunda ve sarayı çevreleyen surların içerisinde kalan kilisenin yapımı İmparator Konstantin tarafından 330 yılında gerçekleştirilmiştir.

Roma dönemine ait bir pagan mabedinin kalıntıları üzerine kurulan Aya İrini, 532’deki Nika ayaklanması sırasında yıkılmış olmasına rağmen I. Jüstinyanus’ün yeniden yaptırdığı Kilise, aradan geçen zamanda depremler ve isyanlar görmüş ve bu olayların sonucunda tahrip olmuştur. Yapılan onarımlar sonucu günümüzde son şeklini alan Aya İrini, günümüzde müze olarak kullanılmasının yanında çeşitli sanatsal etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi

1891 yılında Osman Hamdi Bey tarafından on yıllarca süren büyük mücadelesi sonucu yapılan bina Türkiye’nin müze binası olarak planlanıp yapılan ilk eserdir. Dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan mekan iki kat olarak, geniş merdivenlerle girilebilen dörder sütun üzerinde yaşamını devam ettiren alınlıkları ile muhteşem görüntüsünü ziyaretçilerinden esirgemeden sergilemektedir.
Müze’de Balkanlar, Afrika, Anadolu ve Mezopotamya’dan Arap Yarımadası’na ve Asya’ya kadar, Osmanlı İmparatorluğunun sınırları içinde yer alan çeşitli medeniyetlere ait yüzlerce eser ziyaretçilerini beklemektedir.

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı, şüphesiz İstanbul’un yerli ve yabancı turistlerce en çok dikkat çeken yerlerinden birisi olmayı sürdürmektedir. Tarihi Yarımada’da Sultanahmet Meydanı’nın yakınındaki Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un en büyük sarnıçlarından ve mutlaka görülmesi gereken Bizans İmparatorluğu’nun yaptığı muhteşem eserlerden birisidir.

Topkapı Sarayı İstanbul

Topkapı Sarayı İstanbul

Geniş yolları, mermerden çatıları, bahçeleri, içerisinde barındırdığı Kutsal Emanetleri ve Haremiyle çok özel bir yerdir Topkapı Sarayı. İstanbul Tarihi Yarımada’yı anlamak ve tarihi yaşamak için İstanbul’da gezilmesi gereken önemli müzelerden biridir. İstanbul’un birinci tepesinde bulunan saray, aynı zamanda şehrin en eski yerleşim yerlerinden birine kurulmuştur. İstanbul, tüm ihtişamı ile imparatorları büyülemiş ve hepsi Tarihi Yarımada’ da bir “ev” yaptırmış kendisine. Fatih Sultan Mehmet, bugünkü Topkapı Sarayı’nın olduğu bölgeyi gördüğünde, buranın stratejik bir yer olduğuna karar vererek 1459’da inşa ettirdiği saray; köşkler, daireler, setler ve çiçek bahçelerinden oluşmuş. Dördü kara tarafında, üçü de deniz tarafındaki surlarda toplam yedi kapısı ile Yedi yüz bin metrekarelik bir alana yayılan Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Aya İrini kiliselerini de birinci avlusunda barındırıyor.

Beyazıt Meydanı ve Çevresi

Beyazıt Meydanı ve Çevresi

Beyazıt Meydanı, İstanbul Tarihi Yarımada içerisinde, Sultanahmet’ten Beyazıt istikametinde; Divan Yolu’nun sona erdiği, tramvay yolu üzerinde oldukça merkezi bir konumda turistlerin ve İstanbulluların sık ziyaret ettiği bir alışveriş ve üniversiteler semti desek yanlış olmaz.

Kapalıçarşı ve Sahaflar Çarşısı’nı da içerisinde barındıran semt özellikle yabancı turistler için çok sayıda mağazası ve eğlence mekanları ile günün her saati çapçanlı bir şekilde sizlere hizmet etmektedir.

Bugünkü Beyazid Meydanı ve çevresi Bizans döneminde, kentin en büyük meydanı idi. Fatih Sultan Mehmet tarafından Eski Saray’ın yaptırılmasıyla bir saray meydanı niteliği kazanan Beyazıt meydanı yıllarca kendi kaderine terk edilmişti. Beyazıt Meydanı’nda ilk düzenleme, Abdülaziz döneminde yapıldı. Osmanlı döneminde ise bir saray meydanı olan bugünkü Beyazıt Meydanı İstanbul’un kent imgesini oluşturan temel ögelerden biri haline gelmiştir. Meydanın hemen yan tarafında bulunan Beyazid Camii Sultan II. Beyazid tarafından yaptırılmış, İstanbul’un önemli islam eserlerinin başında gelmektedir. Beyazıt Meydanı’nda gezilecek müzeler arasında yer alan Türk Hat Sanatları Müzesi, II. Beyazıt Külliyesi bünyesinde, Beyazıt Medresesi içerisinde yer almaktadır.

Beyazıt Kulesi de tarihi yarımadaya hakim bir konumda bulunan önemli tarihi yapılardan birisidir. Akşamları hava durumunu gösteren kule ışıklarıyla İstanbul’a ayrı bir güzellik katmasının yanısıra halka hava durumu hakkında da bilgi vermektedir. Beyazıt meydanı’nın yakınında bulunan Sahaflar Çarşısı da İstanbul’un en önemli kitap satılan alanlardan birisidir.Burada en eski sahaf dükkanları, ikinci el kitaplar, antikacılar ve sokak seyyarlarını bulabilir, ilginizi çeken bir tarihi kitap veya eski bir antika radyo, gramofon sahibi olabilirsiniz.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Harika Harika
5
Harika
Hahaha Hahaha
2
Hahaha
Şok Oldum Şok Oldum
1
Şok Oldum
Beğenmedim Beğenmedim
1
Beğenmedim
Beğendim Beğendim
1
Beğendim
Üzdü Üzdü
0
Üzdü
Tansel Genç
30 sene bankacılık sektöründe çalıştıktan sonra emekli oldu, şimdi emekliliğin tadını gezerek çıkartıyor.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları